Çocuğunuz arkadaşı ile sorun yaşadığında (Vatan Gazetesi - 31 Aralık 2015)

Çocukların sosyalleşme süreçlerinde en değerli yaşantılardan biri arkadaşlarıyla yaşadıkları sorunlardır. Paylaşılamayan bir oyuncak, sırasını kaptırma, yapılan bir şaka, söylenen bir söz… Çocukların sorun yaşaması için her şey bir bahane olabilir.


Çocuklar arkadaşlarıyla tartışsalar da, arkadaşlıklarına kolay kolay son vermezler. Öyle ki, çoğu çocuk için en çok sorun yaşadığı kişi en iyi arkadaşıdır aynı zamanda. Bazı durumlarda arkadaşlarıyla yaşadığı tartışmanın ardından bir süre kırgınlık yaşayıp arkadaşına küsseler bile, kısa bir süre sonra barışıp kaldığı yerden devam ederler.

Anne-babalar, çocuklarının arkadaşlarıyla ilişkileri konusunda çok hassastır. Bu hassasiyetin kimi zaman gerçekçi nedenleri olsa da, genelde abartılı bir yanı da vardır. Aşırı kaygılanan ebeveynler, çocuklarını korumak adına kontrolsüz tepkiler verebilmekte ve gelip geçici bir sorunu daha da içinden çıkılmaz hale getirebilmektedir. 

Bu tür sorunlar aslında bir öğrenme-öğretme fırsatıdır. Anne-babalar, kaygılarını kontrol altına alıp bu fırsatı kaçırmamalıdır.


- Sorun yaşayan çocuğa karşı hangi tepkileri vermemelisiniz?

Arkadaşıyla yaşadığı sorunu anne-babasıyla konuşmak isteyen çocuklardan bazıları bu konuşmayı yaptıklarına pişman olabilmektedir. 

Çünkü karşısında, onu anlamaktan uzak, sorunun çözümüne destek vermek yerine kendisine tepki gösteren bir ebeveyn tutumu görünce, benzer durumlarda konuşmamayı tercih edecektir. 

Arkadaşıyla tartışan ya da herhangi bir sorun yaşayan çocuğunuza aşağıdaki tepkileri vermemelisiniz:

Öfkelenip çocuğa çıkışmayın:  Zaten yaşadığı sorundan dolayı huzursuz olan çocuğa çıkıştığınızda, bu onun daha da huzursuz olmasına yol açacak ve sorunu çözme becerisi zayıflayacaktır.

Uzun ve karmaşık nasihatler vermeyin:  Nasihat, çocuğun anlaşıldığı duygusunu hissetmesine engel olmaktadır. 

Duyguların yoğunlaştığı durumlarda ona akıllıca cümleler kurmanız çok da ilgi alanına girmeyecektir.

Bizim zamanımızda, ben senin yaşındayken diye başlayan cümleler kurmayın: Bu tür cümleler, bir sorunun üstüne kurulduğunda son derece itici olmaktadır. 

Bu cümlenin alt mesajında gizil bir aşağılama vardır. Sonuçta, çocuğa “Sen beceriksizsin, yetersizsin.” mesajları gitmektedir. Doğaldır ki, bu alt mesajları almak kimsenin hoşuna gitmez.

Ne yapması gerektiğine ilişkin kestirme tavsiyelerde bulunmayın: Sorunlar karşısında birinin kısa yoldan önerilerde bulunması da çoğu zaman işe yaramaz. İşe yarayan öneriler olsa bile, bu, çocukta bağımlılığın gelişmesine katkı sağlar. 

Önemli olan, sorunu yaşayanın sorunla ilgili sorumluluğu üstüne alıp çözümü üzerine kafa yormasıdır. Eğer, gerçekçi bir çözüm düşünülemezse o zaman alternatif önerilerde bulunmak elbette anlamlı olacaktır.


Çocuğunuzla nasıl konuşmalısınız?

Çocuğunuz, arkadaşıyla bir sorun yaşadı ve bunu da sizinle paylaşmak istediyse, harika bir fırsatla karşı karşıyasınız demektir. Konuşmanın pedagojik ilkelere uygun olması açısından aşağıdaki aşamalar yol gösterici olacaktır. 

-“Ne oldu anlatmak ister misin?” diye sorun ve onun sözünü kesmeden dinleyin.

- “Arkadaşın ne yaptı, nasıl davrandı?” diye sorun ve anlaşıldığını hissetmesini sağlayın.

- “Arkadaşının bu davranışı karşısında ne hissettin?” diye sorun ve içgörünün gelişmesini destekleyin.

- Anne-babalar da unutmamalıdır ki, iletişim kurmak sadece konuşmak değil, çocuğun anlaşıldığı duygusunu hissetmesini sağlamaktır. Yine unutmayalım ki, anlaşıldığını hissetme ihtiyacı sadece çocukların değil, hepimizin ihtiyacıdır.