Müdahaleci Ebeveynler (Vatan Gazetesi-07 Ocak 2016)

Altis Nöroloji ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde ‘Çocuklarda Oyun Terapisi’ konulu harika bir eğitime katıldım. En çok üzerinde durulan konulardan biri, çocukla müdahale etmeden ve yönlendirme yapmadan iletişim kurmaydı.


Çocuklara uygulanan oyun terapisinde de, mümkün olduğunca müdahale etmeden ve yönlendirme yapmadan kendini ifade etme şansı verilmektedir. Böylece, çocuklara, yarım kalmış yaşantılarını tamamlama; engellenmiş duygularını ifade etme ve sorun haline gelmiş davranışlarını azaltma imkanı sunulmaktadır.

Eğitim süresince, en çok düşündüğüm şey, anne-babaların çocuklarına neden bu kadar çok müdahale ettiği oldu. Öyle ki, özellikle bizim kültürümüzde, birçok anne-baba, çocuklarına müdahale etme aşkıyla doludur.      Ebeveynlik yapmayı, çocuğun her şeyine karışmak olarak algılayan anne-   baba sayısı hiç de az değil. Çocuğun   yediğine içtiğine karışır, ne giydiğine karışır, ne zaman yatacağına karışır, ders çalışma saatlerine karışır, arkadaşlarına karışır, sürekli doğru-yanlışları söyler, eksik bıraktıklarını eleştirir… Sonu gelmeyen bu müdahalelerle adeta çocuğu kuşatma altına alır.

Peki, ebeveynlerin bu kadar müdahaleci olmasının nedeni ne? Müdahale ettiği şey çocuğu mu, çocukluğu mu? Müdahalelerden en çok kim yarar sağlıyor?

 

Anne-babaların çocuklarına müdahale etme hakkı var mı?

Evet var. Her anne-baba, çocuğun büyüme yolculuğunda, onu izlemek, ihtiyaçlarını gidermek, desteklemek durumundadır. Bu doğaldır. Bu süreçte, çocuğa değer aktarımı yapmak, aile kültürünü kazandırmak, doğru-yanlışı göstermek hakkı da vardır. Çocukların bu tür aktarımlara en açık olduğu dönem 13-14 yaşına kadar olan dönemdir. Bu yaşlardan sonra çocuklar artık anne-babalarının söyledikleri ile değil, kendi doğruları ile yollarına devam etmektedir. Doğal olan da budur zaten.

Burada kritik nokta şudur ki, müdahil olmak ile müdahaleci olmak aynı şey değildir. Müdahil olmak, gerektiği zaman ve gerektiği kadar yapılan bir yönlendirme iken, müdahalecilik, çocuğun bütün karar alanlarına   karışarak varoluş alanlarını daraltmaktır. Bir anlamda hata yapma ve  hatalarından öğrenme şansını elinden almaktır.

Müdahaleciliğin nedeni nedir?

Anne-babanın kişilik yapısı, geçmiş yaşantıları, çocuktan beklentileri bu nedenler arasında sayılabilir. Nedeni ne olursa olsun, en temel duygu ‘kaygı‘dır. Aşırı ve çok da gerçekçi olmayan bir kaygı nedeniyle, çocukla ilgili abartılı risk tanımlamaları yapılır.

Derslerinde başarılı olamayacak, kendine yetemeyecek, gelecekte kötü şeyler yaşayacak, arkadaşlarıyla yaşadığı sorunları çözemeyecek… gibi olumsuz algıların sayısı çoktur. Çocuk, hep yardıma muhtaç olarak görülür.

Bu abartılı risk tanımlamaları, anne-babanın ebeveynlik duygusunu kontrolden çıkarır. Yukarıda saydığımız abartılı risk tanımlamaları ile çocukla ilişkisinde ebeveynliğine geniş bir yer açar.

Kontrolden çıkmış ebeveynlik duygusu ile çocuğun her şeyini kontrol etmeye çalışır. Bunu da, “Ben onun iyiliği için yapıyorum.”, “Benim yardımıma ihtiyacı var.” gibi düşüncelerle meşrulaştırır. Böylece kendine ilişki oyunu oynayacağı harika bir fırsat yaratmış olur.

Ebeveynin bu davranışının altında çocuğun ihtiyaçları değil, ebeveynin kendi ihtiyaçları yatar. Bu kaygının    temelinde de, çoğu zaman kendi çocuğu değil, kendi çocukluğu yatar. Yaptığı müdahalelerle bir anlamda, kendi çocuğunda, kendi çocukluğunu tamir eder ve kendini yeniden büyütür.

NASIL ÇOCUK YETİŞTİRELİM?

Çocuk yetiştirmenin ana kuralı ‘mümkün olduğunca az müdahale’dir. Çocuğa yapılacak müdahalelerde ilk sorulacak sorulardan biri, “Şimdi yapacağım müdahale, çocuğa mı iyi gelecek, bana mı iyi gelecek?” sorusu olmalıdır. Eğer, içimizdeki müdahale aşkı kontrol edilemez durumdaysa, elbette ki yapılacak en iyi şey, konuyu uzmanı ile görüşmektir.